Antakya İzlenimleri

 ŞİİRLER/ Cumali KARATAŞ

 ANTAKYA İZLENİMLERİ

1

Hiç düşünmemiştim

Mavi gecelerin biteceğini bu kentte.

Parkında dizdize oturur,

Sokaklarında kolkola gezerdi insanlar…

Dökmezdi bu mevsimde

Defne ağacı yapraklarını.

Sanki öper gibi akardı Asi nehri.

Amik ovalarını.                                                                                           

            Gömülüp karanlığına,

            Bu kente küsmezdi güneş

            Rüzgâr eserdi bu mevsim.

            İyot kokusunu sindirirdi tenlerimize.

            Bakıp bakıp hayıflanmazdık;

            Masalarda kadeh tutan ellerimize.

                                    Bu kadar ümitsiz,

                                    Bu kadar karamsar değildi insanlar…

                                    Sabah neşeyle giderlerdi işlerine.

                                    Akşam hasretle dönerlerdi;

            Tarihin konuştuğu o dar sokaklardan

            Yokuş yukarı evlerine.

                                   Sokaklar dedim…

                                   Ayak izlerimin kaldığı,

                                   Milyonlarca kez çiğnediğim o parke taşlarında.

                                   Bir karanlıklar kuyusu var şimdi.

                                               Sana gelemiyor ayaklarım.

                                   İdam sehpaları kurulmuş sanki

                                   Her köşe başlarında.

                       Bilirsin ama;

                       Basit bir şairim ben!..

                       Şıpsevdiyim,

       şaşıyım, 

                                                    miyobum.

                       Yokluğunda ben her şeyim…

                                                           Bir taş parçası kadar

                                                                                  hiçim.

                                   Onun için…

                                   Unut beni deli kız.

                                   Duymamış ol hiç seni sevdiğimi.

                                   Ve al git artık…

            Bir çınar gibi,

Derinden derine içime kök salarken,

            O öldüren bakışlarını.

Unut beni deli kız unut…

            Gül geç sevdalı hallerime                

            Adımı artık anma olan olsun

            Ve siliver gitsin bir çırpıda yaşantından.

Dudaklarında ıslaklığı kalmayan

            Bir yudum şarap gibi.

2

            Ayazlı bir sonbahar sabahında

            Yanaklarımda iki damla gözyaşı

En ölümcül işkencelerin acısında

            Geleceğim sana…

            O zaman sakın sorma

            Nereye gideceğimi,

            Ne yapacağımı,

            Sensiz nasıl yaşayacağımı

            Düşünme.

Leylâkların döküldüğü bir mevsim

            Kapını çalacağım…

            Bir rüzgârın ölü nefesiyle

            Sana geldiğimi .

            Avuçlarımda ıslaklığı kurumayan

            İki damla göyaşı  .

Olduğunu göreceksin

Uzanan ellerimden tanıyacaksın belki.

            Belki yorgun nefesimden.

3

Sevmemeliyim diyordum.

Tutuldum gözlerinde başlayan fırtınaya.

Bir sayfa da senin için

Açtım günah defterime.

İhanet ettim dürüstlüğüme

Bir kere sevdim işti seni.

Ama unutamam.

Unutamam seni…

İftira ettiniz de.

Olan gücüyle bağır sesinin.

O şair müsvettesi  seni

           Unutmuş derlerse bir gün.

           İnanma…

Geceyle üleşirim ben yalnızlığımı

           Sigaramı sen yakarsın.

           Dökersin masama dalgalı saçlarını

YILLAR SONRA ANTAKYA

 

Bir Pazar sabahı…

Yine Antakya’dayım yıllar sonra..

Doyulmaz bir güney akşamından

Devrolmuşum sabaha.

Ama artık o sabahlar

Benim bildiğim sabahlar değildi.

Her şey de değişmişti.

Her şey yoktu artık yerli yerinde;  

Gülen yüzlü dost manzaralar.

***

Yürüdüm otelden dışarı,

Ara köprüden, Köprübaşı’na çıktım. 

Dostların sıcaklığı kalbimde.

Parka girdim salkım saçak..

Nerde dedim şimdi o

Üzerinde sallanılan salıncaklar

Somurtan resimler, küskün tavırlar

Birasına hokey oynanan dostluklar.

Zaman süpürüp götürmüş hepsini.

 

***

Asi nehrini selamlayan

O köprüyü geçtim parkı çıkıp…

Haftalardır su çektiğim Kültürpark’tan, 

Asfalt yokuştaki o evi aradım.

Minik kızımın,

Her işe gidişte köşeyi dönerken

El salladığı o dost ev

Bir beton yığınına yenikti belli.

Yoktu artık hiçbir şey yerinde. 

***

Habuneccar Camii’n ordan

Girdim dostun çıkmaz sokağına.

Kapıdan, sormak üzereyken

Döndüm gerisin geriye bir tuhaf.

Ordan, girdim Uzunçarşı yoluna.

Ağız dolusu güldüğümüz akşamlar

Şimdi nerde dedim kendi kendime…

Ellibir oynadığımız bahçeli kahve

Duruyordu işte hâlâ yerinde.

***

Anıların sarmaş dolaş sarhoşluğu

Bir tuttu ki bankanın önünde…

Yüreğimin ıssız kumsallarını

Talan ediyordu o yaşanmışlıklar

Sıcak sularıyla dövüyordu zaman.

Baş edilmez bir hal almıştı,

Sersemleyen bu yüreğin tsunamisi.

Vurgun vuran yılların esintisinde

Savruluyordu  hatıralar orta yerde…

,

***

Tatlı bakışınla süslenen

Güzel gözlü gülümsemelerin.

Camın ardındaydı şimdi sanki.

Ay doğarken yüzünde

En bakir fısıltılarını söylüyordu kumsala.

Titreyen yakamozlu dalgalar…

Geçmiş yılların tortusunda

Silip silip tozunu aldığım.

Bir eski resim gibiydi hatıralar…

***

Gözlerinin sabah güneşine

Gizlice tuttuğum yüreğimi.

Keşke daha çok tutsaydım dedim.

Tutsaydım keşke daha çok…

-Bilemedim zamanın bu kadar acımasızlığını.

Bilemedim.

Sonra, her akşam ister.

Düşen bir tel gibi

Savrulaydım saçlarından yerlere.

Her akşam sen giderken,

Ben paramparça kalaydım ardında.

 

***

Eski Antakya sokaklarında

Yöneldim ilk eve.

Her gün işe gidip geldiğim

Yokuş yukarı sokaklarda yürürken

Bir dost yüz aradım zaman takviminde

Bir selam, tanıdık bir ses.

En sonunda, 

Buldum son deminde Kemal Ağa’yı

Bakkal dükkânının önünde.

***

Bir şiire verdim bütün sırlarımı.

Yapılmamış resimlerin,

Duyulmamış şarkıların ezgilerine.

Anılarda yitirdim sesimi.

Asi’nin sularına karışan duygulara,

Söz geçiremedim sustum…

Bir not da bıraktım

Onun boş masasına

Sonra düştüm Çukurova yoluna.

 

Cumali Karataş

Yorum yaz