‘Etkinlikler’ kategorisi arşivi

Sokakta Sanat

  

                   SOKAKTA SANAT: İSKENDERUN KÜLTÜR SANAT ŞENLİĞİ

                                                                                                                                                     Kemal Düz

                                                                                                          Ayna İskenderun Kültür Sanat Derneği Başkanı

        İskenderun’da düzenlenen ‘Birinci Kültür Sanat Şenliği halkla sanatı buluşturdu. Buluşma  havuzlu çarşı bitişiğinde bulunan parkta düzenlendi. 21 Nisan 2011 tarihinde başlayan etkinlik dört gün sürdü. Halktan ve sanatçılardan çok yoğun ilgi gördü. Çarşı esnafı çok etkinliğe katılanlara çok yardımcı oldu.  İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek etkinliğe sık sık ziyaret etti; sanatçılarla, yazarlarla, gazetecilerle ve halkla sohbet etti. Ebru atölyesine, yazı uygulamalarına, heykel yapımına ve diğer sanatsal aktivitelere katıldı. İzleyiciler, seyirciler bizzat sanatın içinde yer aldılar, şiirler okudular, konuşmalar yaptılar. Sanatçı ve izleyiciler ortaklaşa sanat eserlerine katkı verdiler.

        İskenderun,  dolu dolu, 4 sanat günü yaşadı. Yağmura rağmen ille de sanat denildi. Kültürel,  sanatsal etkinlikler, genellikle dar ve kapalı mekanlarda düzenlenir. Ayna İskenderun Kültür Sanat Derneği ile Evimiz İskenderun Süpürge Derneği bu bir etkinliğe öncülük etti. Sanatı sokağa taşıdı.  Böyle bir etkinlik İskenderun’da bir ilk defa düzenlendi. Yerel sanatçıları teşvik etmek, diğer sanatçılarla tanıştırmak, sanat üzerine, kültür üzerine söyleşilere de bir ortam hazırlamaktı amaç. Sanatçılar, yazarlar ciddi anlamda ve düzenli olarak bir araya gelemiyorlar. Yazdıkları eserleri, ürettikleri ürünleri toplumla buluşturmak da güçlük çekiyorlar. Halk sanatçıyla, sanat eseriyle kolay karşılaşamıyor. Oysa bu tür şenlikler göstermektedir ki, halk sanata ve sanatçıya sahip çıkmaktadır. Sanatçı da eserlerini sunmak, sanatıyla halkına hizmet etmek istiyor.  Sanat bir ihtiyaçtır, Etkinlikler de bu ihtiyaca yanıt verirler. Kentler sadece sanayi, turizm alanında değil sanatla, kültürle buluşmayı talep eden sanatsever insanları da içinde barındırır. Böylesi etkinlikler varolan sanat potansiyelini artırmak, geliştirmek,  gerçek dünyanın dışında yeni, farklı bir dünyanın olabileceğini de ortaya koymaktadır. Şenlik yüzlerce güvercinin uçurulmasıyla başladı. İzleyicilere,  zeytinyağı yapımı gösterildi ve oldukça ilgi gördü. Minik öğrencilerin bale gösterisi muhteşemdi.  Mersin, Adana, Dörtyol, İskenderun, Kırıkhan, Reyhanlı, Ankara, İstanbul ve Antakya’dan sanatçılar katıldı. Daha çok yazarla, şairin, sanatçının buluşması sağlandı. Ulaşılamayan daha pek çok sanatçı var ebette. Ancak bu bir başlangıçtı. Gelecek yıllarda daha kapsamlı şenlik olacağına dair sözler edildi Etkinliğe çok sayıda sanatçı katıldı.  Katılan yazarlar: Ayla Kutlu, Mehmet Karasu, Akın Bodur,  Münevver Düver, Hüseyin İnsan, Ali Göçmen, Cevdet Uygun, Refik Kireççi, Yahya Gülgeç, Hüseyin Çirkin, Akay Eren, Haşmet Kolağası, Yusuf Aslan, Çetin Kalkan.   Şairler: Sabahattin Yalkın, Celal İnal, Mustafa Akyürek, Selçuk Akkoyunlu, Sema Sabuncu Terzi, Filber S. Çobanoğlu.   Sanatçılar; Muhittin Köroğlu(Karikatür), Feridun Akın(Tiyatro), Meral Aran Kaysı( Ressam, heykeltıraş), Yasemin Tümkaya(Ebru) Müjgan Tayhoş( Resim, Onestroke), Aslınaz Bale Dans Müzik(Dans)  Meryem Yıldırım ve öğrencileri(Heykel), Mete Köroğlu Sinevizyon Gösterisi Sergi(Fotoğraf),  Seden Hastürk(Seramik), Ayşe Barutçu(Taş süsleme), Türkan Işık (Karakalem), İnsaf Sultanoğlu( Yağlı boya), Hüseyin Öcal( Yağlı boya) Emrah Ateşli, Doğan Yetim ve Ahmet Emre Peynirci( Heykel atölyesi),  Ramazan Kanat(Fotoğraf), Mehmet Atilay (Ozan Türabi), Mehmet Fazıl Karasu( Müzik),  Türkay Şan( Yazı sanatçısı) Mustafa İncedil(Aşık), Yusuf Kaba, Kemal Düz(Şiir), Ali Traş(Gazeteci),  Şule Kumru(Keman), Yan Flüt-Gitar-Gitar- Keman(Ünal Müzikevi),  MKÜ öğrenci Topluluğu( Müzik), Ali Kiremitçi( Sabun ustası), Zübeyde Arzu Kandemir(Takı), ( Ali Atak(Güvercin yetiştircisi). Her iki derneğin üyeleri canla başla bu etkinliğin güzel geçmesi için çok büyük çaba sarfettiler. Destekleyiciler uygulamalarda katıldılar. Etkinliğin gerçekleşmesinde yakın ilgi gösteren bazı kurum ve firmaları sıralarsak:

        İskenderun Belediyesi, Belediye Kadın Kültür ve Sanat Eğitim Merkezi, Aalen- Antakya Kültür Derneği, Gökkuşağı Sanat Evi, Aran Sanat Evi, Akçelik Boru Sanayi, Doğan Hukuk Bürosu,  Hatay Keşif Dergisi, Çelik-iş Sendikası, PrimeMall, İskenderun Gazetesi, Ses Gazetesi, Cadde Gazetesi,  Ferda Kitabevi ve Tümkaya Süt Ürünleri. Etkinliğin ikinci gününde şiddetli yağmur altında, sanatçılar ve yazarlar, okurlarına kitap imzaladı ve söyleşilerine ara vermediler. Bir sonraki etkinlikte buluşmak için sözler verildi, etkinliklerin, her ay veya en fazla üç ayda bir yapılması gerektiği konusunda ortak fikirler oluştu. Katılan herkes bu etkinliğe yardımcı olacağını belirtti. İskenderun’da mütevazi başlayan etkinlik coşkuyla devam etti. Gazeteciler yazarlarla sanatçılarla çeşitli röportajlar yaptı.

21 Mart Dünya Şiir Günü

          DÜNYA ŞİİR GÜNÜ SAİT MADEN’İN BİLDİRİSİYLE KUTLANDI

                                            ‘Şiirin Dip Sularında’

 Türkiye Yazarlar Sendikası Antakya Temsilciliği, 21 Mart Dünya Şiir Günü’nü dün saat 16.00’da, Kurtuluş Caddesi No: 31 (Hatay Gazeteciler Cemiyeti Üstü) Nur Apt. Kat 3’teki yeni temsilcilik binasında, bu yıl Sait Maden’in kaleme aldığı Dünya Şiir Günü Bildirisi’ni okuyarak kutladı. Kutlmaya, Selamet Bağcı, Hasan Karaçay, Dr. Bedir Hatem, Esra Ünal, Orhan Demirel, Bedran Cebiroğlu, Ferhat Zidani ve Mehmet Atilay katıldılar. Kutlamaya katılan şairler daha sonra izleyicilere şiir  kitaplarını armağan ettiler.

      “Şiirin Dip Sularında” başlıklı Dünya Şiir Günü Bildirisi’nde, “…gerçek ozan için ‘söz’, şiirinde kullandığı dil somut bir güçtür, tıpkı kolu, bacağı gibi vücudunun bir üyesidir. Kendine özgü bir evren kurmaya çalışır onun yardımıyla” diyen Sait Maden, şunu vurguladı:

      “Güçtür ozanın işi. Dil içinde yeni bir dil kurmaya, bunu gerçekleştirmeye adamıştır kendini. Bin bir türlü engelle karşılaşır hep. Aşması gereken çok doruk, çok uçurum, çok deniz vardır. Ama hiçbirinden gözü yılmaz onun. Amaç, kutsal amaç çok ötelerde, tıpkı tüllere, mücevherlere bürünmüş bir sevgili gibi beklemektedir onu.”

TYS ANTAKYA TEMSİLCİLİĞİNDE DÜNYA ŞİİR GÜNÜ KUTLAMASI

      TYS Antakya Temsilcilik binasında, 21 Mart 2011 Pazartesi günü saat:16.00′da Dünya Şiir Günü kutlaması gerçekleştirilecektir. Sait Maden’in kaleme aldığı Dünya Şiir Günü Bildirisinin okunmasının ardından yaşamını Antakya’da sürdüren çok sayıda şairimiz müzik eşliğinde şiirlerini seslendirecek ve konuklara şiir kitapları ile Çağla Dergisi’nin son sayısı hediye dilecektir.

KÜLTÜR-SANAT BULUŞMASI

Türkiye Yazarlar Sendikası Antakya Temsilciliği üyeleri, Aalen- Antakya Kültür Derneği üyeleri, şairler, yazarlar ve çok sayıda sanatsever  2.Temmuz 2010 Cuma günü Harbiye’de bir araya geldi. Konuklar arasında CHP MYK Üyesi Nihat Matkap, CHP İl ve İlçe Başkanları, Çevre belde belediye başkanları, Sivil   Toplum temsilcileri de vardı.

Toplantıda, Antakya kent kültürüne kazandırdığımız, Aknehirli büyük ozan Süleyman El İsa (Taş)’ya Saygı; Reyhanlılı Politikacı, Yazar Dr. Yahya Kanbolat Öykü Yarışması Öykü Seçkisi ile Nebihe- Mehmet Karasu’nun kaleme aldığı Antiochea’dan Daphne’ye kitaplarının tanıtımı yapıldı. Kitaplar konuklar tarafından büyük bir ilgi gördü.

Aknehirli büyük ozan Süleyman El İsa, Ortadoğu’nun yaşayan en büyük şairi olup, şiirlerini kendi toprağından ve yaşadığı halk kültüründen esimlenerek, doğup büyüdüğü yerlere olan özlemle yazmıştır. Bu topraklarda yetişen Antakyalı şairi tanıtmak bizler için mutluluk kaynağı oldu.

Politikacı, araştırmacı, yazar, bilim adamı, eski Türkiye İşçi Partisi Hatay Millet vekili Dr. Yahya Kanbolat’ın anısını yaşatmak amacıyla, bu yıl ilki düzenlenen ‘’Dr. Yahya Kanbolat Öykü Yarışması’’ öykülerinden derlenen kitap merakla bekleniyordu.

Türkiye Yazarlar Sendikası Antakya temsilcisi Mehmet Karasu ve eşi Nebihe Karasu ‘nun yazdığı Antiochea’dan Daphne’ye adlı tarih/mitoloji kitabı, bizi geçmişten bugüne taşıyan kültürel mirasımızı en güzel şekliyle anlatmıştır.

Toplantıda, kitaplarımızın tanıtımı elbette önemliydi. Fakat bizim için daha önemli ve öncelikli bir olay vardı; 2 Temmuz Sivas Katliamı. Madımak Oteli’nde yakılarak öldürülen aydınlarımızı, şehitlerimizi saygıyla andık.Şehitlerimizin anısına 10 dakikalık Sıvas belgeseli gösterildi, şiirler okundu, türküler dillendirildi.

Aalen Antakya Kültür Derneği Üyesi

Gülnaz Kavvas

AYLA KUTLU ÖYKÜ ATÖLYESİ’NDE

                                              Yaz Yazım Atölyesinde Ayla Kutlu

      Aalen Antakya Kültür Derneği’nin düzenlediği Yaz Yazım Öykü Atölyesine konuk olarak katılan ünlü yazar, “İlham perisi 19.yüzyılda öldü” dedi.

      Aalen Antakya Kültür Derneği’nin düzenlediği Yazı Atölyesine konuk yazar olarak katılan Ayla Kutlu, yazma teknikleri üzerine önerilerde bulundu.

      Uzun bir çalışmadan sonra Bilgi Yayınevinden çıkan Asi.. Asi romanından sonra dinlenmek için ara veren Kutlu, çalışma stilini soran atölye öğrencilerine; “İlham perisi 19.yüzyılda öldü. Yazmak için öncelikle çok çok okumak, sonra da bıkmadan yeniden yeniden yazmak gerekiyor. İstikrarlı ve azimli olmak gerekiyor” dedi.

      Atölye Yönetmenliğini Dürsaliye Şahan’ın yaptığı, 2009’da başlayan Yaz Yazım Öykü Atölyesinin ilk ürünü olan Asi’den Taşan Öyküler kitabına da değinen yazar öncelikle katılımcıları tek tek kutladıktan sonra kitabı oluşturan öykülere de değindi.

      Atölye öğrencilerinden Süha Kıyak, Yazarın “Zaman da Eskir” kitabından etkilendiğini belirterek “Ayla hanımla sohbet etmek çok hoş ve besleyici oldu” dedi.

      Necla Karataş ise;  “Ayla hanımın iyi bir okuyucusuyum. Ondan çok şey öğrendim. Bizi kırmayarak atölyemize konuk olmasını da minnetle karşılıyorum. ‘Fotoğraf okumayı öğrenin’ cümlesi de benim için çok etkileyiciydi. Umarım tekrar sohbet etme şansımız olur” sözleri ile memnuniyetini dile getirdi.

21 MART DÜNYA ŞİİR GÜNÜ

21 MART DÜNYA ŞİİR GÜNÜ

      21 Mart dünya Şiir Günü’nü 20 Mart Cumartesi günü saat 16.00’da sendika binamızda, geniş bir katılımla kutladık.

     Konuklarımız arasına Hatay Milletvekili Sayın Fuat Çay, Toygarlı Belediye Başkanı sayın Selahattin Kara, CHP İlçe başkanı sayın Mevlüt Yeşildağ ve çok sayıda Sivil Toplum Örgütü temsilcisi katıldı.

     Etkinliğin sunumunu, eğitimci, yazar Esra Ünal yaptı.

     TYS Antakya Temsilcisi Mehmet Karasu ile Arap Yazarlar Birliği Lazkiye Şube Başkanı Sayın Züher Cabbur’un açış konuşmalarının ardından genç, konuk ozanımız Nur Hasan 6 adet şiiriyle şiirseverleri adeta büyüledi.

     Ardından, Antakyalı ozanlarımız, Ahmet Özsoy, Ferhat Zidani, Mehmet Atilay ve Nurettin Bellur ikişer şiirle etkinliğe katıldılar

     Etkinlik mini bir kokteylle son buldu

21 Mart Dünya Şiir Günü

 

     21 Mart Dünya Şiir Günü… Her yıl olduğu gibi bu yıl da farklı bir etkinlikle bu anlamlı günü, şiir severlerle birlikte kutluyoruz.

     Ferhat Zidani, Turabi, Selamet Bağcı, Bedran Cebiroğlu, Nurettin Bellur, Necla Karataş, Süleyman Çiçekli, Esra Ünal, Mesrur Sabahoğlu başta olmak üzere çok sayıda Antakyalı şairin yanı sıra iki de yabancı konuğumuz var: Arap Yazarlar Birliği Lazkiye Şube Başkanı Züher Cabbur ile Lazkiyeli Genç Şair Nur Hasan.

     Tüm şiirseverleri, 20 Mart 2010 Cumartesi günü saat 16.00’da, TYS Temsilcilik binasında (Kurtuluş Caddesi No:20, Kat 2) bu anlamlı günü birlikte kutlamaya davet ediyorum

                                                                                                                   Mehmet Karasu

 

 

21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi 

                                                                            Özdemir İnce

PEN Yazarlar Derneği Türkiye Merkezi, her yıl 21 Mart tarihi için bir usta şairimize “Dünya Şiir Günü Bildirisi” yazdırıyor. Bu yılki bildiriyi Özdemir İnce kaleme aldı. 

 

New York’un Brooklyn Köprüsünde dilenen bir kör dilenci varmış. Köprüden gelip geçenlerden biri adamcağıza günlük gelirinin ne kadar olduğunu sormuş. Dilenci iki dolara zar zor ulaştığını söylemiş. Yabancı bunun üzerine kör dilencinin önünde duran, sakatlığını belirten tabelayı almış, tersini çevirip üzerine bir şeyler yazdıktan sonra dilencinin boyuna asmış ve şöyle demiş: “Tabelaya gelirinizi arttıracak bir şeyler yazdım. Bir hafta sonra uğradığımda sonucu söylersiniz bana.”

Dediği gibi bir hafta sonra gelmiş. Kör dilenci: “Bayım size nasıl teşekkür etsem azdır. Eskiden en fazla beş dolar veriyorlardı. Şimdi günde on-on beş dolar kadar topluyorum. Olağanüstü bir şey. Tabelaya ne yazdınız da bu kadar sadaka vermelerini sağladınız ?” demiş.
“Çok basit, diye yanıtlamış adam, tabelanızda ‘Doğuştan Kör’ yazıyordu, onun yerine ‘Bahar geliyor ama ben göremeyeceğim’ diye yazdım.”

Şiirin, söz sanatının gücünü anlatmak için, öylesine çok kullandım ki bu sözleri sonunda sanki benim oldu. Okurlar artık Roger Caillois’nın adını unutup buluşun bana ait olduğunu sanmaya başladılar.

Ancak, ben, şiirin söz gücüne ağırlık verirken, olgunun bir başka yönünü unutmuşum : “Bahar geliyor ama ben göremeyeceğim” cümlesi tersine bir etki yapıp kör dilenciyi beş dolarından da edebilirdi. Demek ki şiirin şiir olması için algılanması, alımlanması da gerekir. Bu da mümkün. Ama bu ilişki de tehlikeli. Ya alımlayıcı şiiri algılayacak düzeyde değilse. Bu da çok olası. Özellikle yeni ve yol açıcı şiir için.

Uzun süredir, yazdıklarımın alımlanması artık hemen hemen ilgilendirmiyor beni. Bu nedenle şiir sanatının övgüsünü yapmayacağım; şairin ve şiirin varsayımsal gücünü öne çıkartmayacağım.

Şiirlerimi soyut ve yaşsız bir okur (sadece “bir” okur) için yazdığımı anlamış bulunuyorum. Şairlerin Tekel emekçilerinin eylemi için şiir yazmaya teşvik eden benim gibi birinin onu sorumluluklarından soyundurduğum ve çelişkiye düştüğüm sanılmasın sakın. Ben şairlerin şiirlerini o biricik ve anonim okur için yazmalarını istedim. Tekel işçilerinin eylemi sadece yaralayıcı, acıtıcı bir izlek !

Bugünlerde yayımlanması gereken Toplu Şiirler’imin birinci cildinin önsözü şöyle bitiyor : 
“Size içtenlikle bir şey söyleyeceğim : Şiirlerimin, kuramsal yazılarımın, denemelerimin, çevirilerimin ve gazete yazılarımın ölümümden sonra başlarına gelecekler hiç ilgilendirmiyor beni. Unutulurlar mı, unutulmazlar mı, yaşarlar mı, yaşamazlar mı ? Bunlar hiç ilgilendirmiyor beni. Ben onları yazarak kendime bir hayat kurdum ve bu hayatta mutlu oldum. Belki başkalarını da biraz mutlu etmişimdir. Olabilir !”

Şairin şiiri hiçbir zaman ısmarlanmamıştır : Ne zamanı vardır ne de mekânı. Ama bu nedenle hem zamanı vardır, hem de mekânı.

Bir gün terekesi açılır, borcu ve alacağı ölçülür. Ama şairin ne borcu vardır, ne de alacağı.

Habersiz gelir, habersiz gider.

SİYASETNAME XXXII

Ozan töresidir Devlet mülkünü tartışmak,
ve sözün payıdır : Mızrağın ucu, palanın ağzı,
ama yasa mı erişir tımarına el koymaya
ve yoktur şiir mülkünün reayası;

Ozan işler şiirin derviş toprağını,
çift akçesini öder:
Sözün büyüsünde, ipin ucunda.

Ozan töresidir mülkü ve fetvayı tartışmak,
ama kimi saf, birkaç densiz , bazı daltaban
sanır ki şiir mülkü devlet mülkünden sayılır.

Gümüştür sözü ozanın, susması altın değildir,
karşı yasadır sözü, değiştirecek yoktur,
ve dirhemle tartılmaz sarraflar çarşısında.

19-20 Şubat tarihlerinde, Türkiye Yazarlar Sendikası Antakya Temsilciliği, Aknehir Belediyesi ile Aalen Antakya Kültür Derneği tarafından Aknehirli Süleyman El İsa (TAŞ)’ya Saygı etkinliği düzenlendi. Birinci günü Aknehir Beldesinde, ikinci günü Antakya Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen etkinlikte duygulu anlar yaşandı.

19-20 Şubat tarihlerinde, Türkiye Yazarlar Sendikası Antakya Temsilciliği, Aknehir Belediyesi ile Aalen Antakya Kültür Derneği tarafından Aknehirli Süleyman El İsa (TAŞ)’ya Saygı etkinliği düzenlendi. Birinci günü Aknehir Beldesinde, ikinci günü Antakya Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen etkinlikte duygulu anlar yaşandı.

     Sağlık sorunları nedeniyle etinliğe katılamayan ustamız, mesajını sesli olarak verdi. Yüzlerce kişinin ağlayarak dinlediği mesaj şöyle:

     Saygıdeğer  Bayanlar ve Baylar

     Dediler ki, başlangıçta kelime vardı.

     Başlangıçta kelime ile çatışmam vardı, derim.

     Bu kısıtlı dakikalarda çatışmaya yani mütevazi konuşmama nereden başlayacağımı bilmiyorum. Aranızda olmayı bütün içtenliğimle temenni ediyorum. Ancak durumum hareket etmemi ve hatta ayağa kalkıp selam vermemi engelliyor. Sizden özür dilerim kardeşlerim, özürümü kabul etmenizi rica ediyorum.

     Ben, “Nuayriye” köyünün”Besatin el Asi” mahallesinden bir çocuğum. Şiirlerimde ve nesirlerimde Nuayriye köyümden çok söz ettim. Ayrıca sayıları yirmiyi geçmeyen evleriyle adeta adı şiir gibi olan “Besatin el Asi” adlı küçük mahallemi anlattım.

     “Vail büyük vatanını arıyor” adlı çocukluğumla ilgili hikayemde bunu zikrettim.

      Şimdi çocukluğumdan hatırladıklarımı anlatacağım:

 Hikaye, beyinde kazılmış. hafızamın en derin yerlerinde. Herşeyi unuturum, onu unutmam;

      Kiremitli evimiz, iki katlıydı, biri oturmak için, öbürü babamın adlandırdığı gibi küttap veya mektep için.

     Evin avlusunu dolduran dut ağacının altında ilk kasidelerimi yazdım.

     Babam Şeyh Ahmet el fellah eş şair el muallim, köyün çocuklarının ve çevredeki köyün çocuklarının gözlerine ilk ışık damlaları koyan oydu. Bizim köyde hiç ilkokul yoktu. Onun mektebi tek okulumuzdu.

     Bizim evimizin yakınından geçen Asi nehri, çocukluk arkadaşımdı. Ah! Geniş olan Asi nehrinde yüzmeyi ne kadar severdim. Şimdi ise kanala benzediğini duydum.

     Tam olarak hatırlamıyorum, dokuz veya on yaşlarımda, çocukluk arkadaşım olan dut ağacının altında kasidelerimi yazmaya başladım.

     Bu küçük köylü çocuğa Affan ilkokuluna gitme imkanı açılınca, sazlıktan olan kalemimle yazdığım küçük divanı taşırdım.

    Okul müdürü, öğretmenlerin ve öğrencilerin hepsini toplardı, ben ise küçük bir foruma çıkıp bazı kasidelerimi söylerdim.

      Bundan birkaç gün sonra Antakya’nın her tarafında adım şair diye çıktı. Bana farz edilen lakapla gurur duyduğumu saklamazdım.

     Antik antakya şehrinde bu çocuk hayata…… geniş hayata gözlerini açtı.

      Güzel Antakya’da 3 yıl veya adlandırdığımız gibi 3 sınıf, dördüncü, beşinci ve altıncıyı okudum.

      Köyümden ve güzel şehrimden herkesin bildiği gibi gurbete gitmeden önce, köyümle ve ölümsüz şehrim ile ilgili birçok hatıramı tescil ettim. Özellikle yakın bir süre önce çıkan “El Henin” adlı kitabımda sergilediğim gibi.

 “Elhenin” çocukluğuma dönüşten başka bir şey değildi.

   2 veya 3 yıl önce dostum Mehmet Karasu bana bu kitabı Türkçe’ye tercüme ettireceğine dair söz vermişti.

      Bir gün bu sözün gerçekleşmesini rica ediyorum. Orada arkadaşlarımın ve dostlarımın eserlerimi Türkçe olarak okumaları beni çok mutlu edecek.

     Kısa sözümü bitirmeden önce, değerli bayanlar ve baylar!

     Şiire ve şaire saygı etkinliklerinize çok çok teşekkür ederim.

 Tokalaşmak ve tek tek sarılmak istediğim dostlarımdan gelemediğim için özür  dilerim ve onlara çok çok teşekkürler.

     Bu onur verici buluşmayı ilk bana söyleyen kardeşim dostum şair doktor Ali Akle Orsan’a teşekkür ederim.

     İzin verirseniz sözlerime son vermeden önce, Şam’da, iki hafta önce   çıkan en yeni divanlarımdan kısa bir kaside  okumak istiyorum.

     Bu kasideyi hemşerim, dostum doktor sanatçı Haydar Yazıcı’ya hediye ediyorum. kendisi şimdi Suriye’de Arap Ressamlar Birliği başkanı. Antakya’ya son gelişinde benimle antakya’yla ilgili uzun uzun konuştu.

kasidenin adı:  antakya’da kalıyorlar

 

antakya’dalar                   

antakya’da kalıyorlar

    

 hayalini yüksekliklere uzat   

 hayalini yüksekliklere uzat       

 ovalara   

 yeşillere  

 yeşillere

 antaka’ya  uzat

 hayalini yüksekliklere uzat 

  hayalini yüksekliklere uzat

 ovalara     

 yeşillere    

yeşillere

 antakya’ya uzat

ailemle

ailen  

 düğünü   

antakya’da başlatıyorlar

bu köklerimiz

 

çocukluğumuzu      kazan 

 bu    köklerimiz  

menekşe yanağında       

 değerli nehir etrafında

çocukluğumuzu   kazan   

 bu  köklerimiz

menekşe yanağında     

değerli nehir etrafında

hayalini    uzat      

 refah     dolu     anlar  yarat   yenile  

 eski    köprüye   dağıt      

 eski   köprüye   dağıt

nostalji   dolu    evlere    dağıt

antakya’da     yeşil  adımlarımıza

 ey   fırça   

 renklerini

gökyüzü  ve  toprak  

  hibe  eder

ey  dostum         

 benim  gibi

göçmen  çocuksun

tarih  masalındasın

tarihtesin                     

 antakya’dasın

köyümüze biraz uğra     

 uzak değil çocukluğumuzun sesleri

  köyümüze biraz uğra  

 uzak değil çocukluğumuzun sesler       

 kanımda hala akan evinin  

 evimin  yanından geçen

asi’ye uğra                    

 asi’ye uğra

yeşil dut ağacının yanında    

 biraz  dur

çocuğunun şiirlerini  

 hatırlat

onun  gölgesini         

 hareketli fırçanla                 

 çiz

o,  şiirlerimin damarında    

her   nabzımdadır

ey   dostum

senin ailene       

 ve  aileme       

selam söyle

hepsi 

çam ağacının  kökleri  gibi

hepsi 

 çam ağacının     kökleri  gibi

yüksek    eşsiz   

dağlarda

antakya’da       

kalıyorlar

 tercüme: süha  kıyak

KÜLTÜR VE SANATTA KARDEŞ ŞEHİRLER

AMAÇ:

Kentler arasında, kültür ve sanat insanlarını buluşturmak, tanışmalarını ve kültür- sanat alanındaki birikimlerini paylaşmalarını sağlamak.

Böylelikle, sanatçıların ve bilim insanlarının görüş alışverişini, tanışmalarını, ortak projeler üretmelerini sağlamak.

KAPSAM:

Kültür ve sanat alanında üretimde bulunanlar, bu ürünlerini, içinde yaşadıkları ortamın kültürel birikimini de katarak hazırlayacakları etkinlik programını, belirledikleri ile giderek, orada yaşayan insanlarla paylaşacaklardır.

Daha sonra, diğer kentteki kültür- sanat alanında üretim yapan sanatçılar, bilim insanları da bir başka tarihte, konuk ettikleri sanatçı ve bilim insanlarını ziyaret edecekler, hazırladıkları programı sunacaklardır.

Hazırlanacak etkinliklerde; kültür- sanat; arkeoloji, edebiyat, fotoğraf, müzik ve bunun gibi alanlarda üretimler paylaşılacaktır. Read the rest of this entry »