Eylül, 2009 Arşivi

Kardeş şehir, Eskişehir

Kardeş Şehir Eskişehir Etkinliği

TARİH VE DOĞAL GÜZELLİKLERİYLE DEFNE

Antakyalı Tarihçi Libanius’un  (M.S. 4.yy.) sözüdür:  “Göklerin tanrısı, yeryüzüne inerse, Daphne’de ikamet ederdi.”

“Daphne, Selevkosların bayram kutlamalarını, boş zamanlarını geçirdikleri bir zevk ve eğlence mekanı idi. Görkemi ve insanı ferahlatan gölgelikleriyle dolu o yer, tüm tanrıların uğramadan edemedikleri bir yerleşim yeriydi. Ünü öylesine yayılmıştı ki, eski zamanlarda, Roma’nın doğudaki başkenti olan Antakya’dan bile “Daphne’nin yakınındaki Antakya” olarak bahsediliyordu.

Kutsal defne ağaçlarına sahip olmasıyla birlikte, ilkbaharın serin rüzgarları gibi tatlı ismi, yüzyıllarca birçok aşk öyküsünde geçmiştir. Read the rest of this entry »

ALİ NESİN’DEN MEKTUP VAR

ALİ NESİN’DEN MEKTUP VAR

Sevgili Dostlar,

Kötümserliğe kapılmaca yok.

Hayat bir mücadeledir. Bu sel felaketini de bu mücadelenin bir parçası olarak değerlendirip eski günlerimize dönmek için canla basla, askla sevkle çalışacağız. Eskisinden daha da güzel bir vakıf yapacağız. Yârin çok daha kotu bir sel felaketi bekleniyormuş. Nasıl mümkünse!
Elimizden geldiğince hazırlanıyoruz. Küçük çocuklarımızı anneleriyle birlikte İstanbul’daki evlerimize yolladık. Vakıf’ta sadece eli is tutan gençler kaldı. Görmeden anlaşılmaz ama felaketin boyutlarını anlatmaya çalışayım;

Read the rest of this entry »

GAZZE

GAZZE

Dün ölümü gördüm, ölüm kanatsızdı

Yağmur gibi yağıyordu havada

İşte ölümün divan kurduğu Gazze’desin

Hava bir bıçakla yırtılıyor sanki

Kör bir çığlık güneş

Camları cam gibi suskun

Ağaçların cesetleri ceset gibi

Minareler gökyüzüne değil hiçliğe yaslanıyor

Read the rest of this entry »

GENERALLER ÖZGE / Müslim Çelik

GENERALLER ÖZGE    / Müslim Çelik

Namluların önünde açan karanfiller

düğün alayı tank bülbülleri

uçağa su sıkan tabanca

cepheyi yaran keskin taş

Barikattan varilli kata

yıldız gibi kayar asla

generaller*

Yüreğim buzlara değerek yanmakta

güzelliğimden bilincim kanamakta

Alevlere sarınmışım geliyorum şimdi

Emdiğim kasırganın memeleri

_____________________________

*Generaller:

Yaser Arafat’ın: Benim küçük generallerim

dediği on iki, on dört yaşı

arası çocukları

Devrimin Filistinli zor

Özgürlüğünü açan sümbülteberleri

Gazze Şeridinde Söylence

Gazze Şeridinde Söylence

hepinizden ırmak boyluyum hizaya geçin

ajans haberlerine sızmış dağınık harfleri topluyorum

aklınıza yaslanan vukuat defterini okuyorum: abc

susmuştunuz vicdan sularınız yatsıya koşmuştu

parmağı kesilen sınır boylarına bir kimlik izinden bakarken

bekası kan dolmuş adamlara gözaltıydı masumlar

susmuştunuz, hele yoklayın boşluklarınızdan hangi itiraflar çıkacak

hizaya geçin diyorum yoksa pişmanlığınızı gazze şeridi ölçecek

arşimet’in terazisine atlamış ölçüsüz kuvvet birliği

kürsüye çıkıyor gazze’de bir afişin üstüne yazılıp

anadolu’nun sokaklarında temayül yoklaması kol geziyor

sonra newyork’da, londra’da gün boyu

kızarıyor ikili anlaşması devletlerin

ipiyle pazara çıkmış katiller ekrandan geçiyor

yılbaşı kutlamasına dokunuyor mailler

hamam tasıyla liderler buluşması gusül’ü taşa vuruyor

geçin hizaya hepinizden ırmak boyluyum

trablusşam sahilinde bir fener gazze şeridine umut bekliyor

nahr el bared kampının hatırası israil rütbesinde

gibi teslim aldılar bizi de nehirler boyunca akmadığımızdan

itiraf etsin herkes mülteci ruhuna sorular göndersin

vicdan elbisesini giyinin hadi yola çıkalım

obama barajından bir top mermisi geçirmek için

gazze bizi bekliyor, gazze bizi bekliyor, gazze…

Rahmi EMEÇ

Ocak 2009, Eskişehir

Akşam Haberleri

ÇIĞLIK

Kan değil, is değil, olsa olsa gölge. Sildikçe bulaşıyor, koyuluyor sildikçe.

Kundaklara düşmüş tüfeğin gölgesi, sapan taşına karşı mermi izi gibi bir şey. Hani öldürülmek gibi su içerken. Öyle bir çığlık izi işte.

Birbirine benzedikçe sözcükler, selamlaşmalar barışı andıkça, ellerime bulaşıyor, koyuluyor, yerleşiyor boğazıma.

İki perde ardındadır, gümüş bir kılıf içinde. Beyaz bir deri işte, yasaklar kayıtlı ve kurbanlar… Yakılacak kurbanlar… İbrahim’in elini durduran koç nerde? Kurban taşında bebekler… Yakılması istenen bebekler… Sözler kan içinde.

Yankısı dağlardan çöllere düşen bir çığlık: Filistin!.. Filistin!.. Filistin!..

Lekesi ellerinizde.

Read the rest of this entry »

Tevfik TAŞ – Kırılmalar Atlası

 

 

XIX

Boşlukmuş büyüten boşluğu

Bunu söylüyor Filistin

 

Sınırında kınamanın

Suçlamanın darboğazında

 

Boşlukmuş büyüten boşluğu

Read the rest of this entry »

İÇ AVLU

Meydanda kalalım

Çocuklar  kalsın iç avluda

Büyümeye kalsın

Peygamber  çiçeği gibi

Read the rest of this entry »

ISLAK KÖPEK

Gazze için

kan yağıyor

çığlık çığlığa kan

gök öyle geniş ve yağmur nasıl karanlık

toprak göçmüş

devrilmiş çöp bidonları

ağlayan toprakta bile

sığınacak yer yok artık

Read the rest of this entry »