Mart, 2010 Arşivi
DUBAİ YOLCUSUYUZ
DUBAİ YOLCUSUYUZ
Sultan Bin Ali el-Owayis Kültür Sanat Vakfı ödül törenine katılmak, tören kapsamında düzenlenecek etkinliklerde bir bildiri sunmak üzere 8-13 Mart 2010 tarihlerinde eşim Nebihe Karasu ile birlikte Dubai’de olacağız.
Dubai’da kalacağımız bir hafta içinde başta Yazarlar Birliği olmak üzere çeşitli kültür-Sanat kuruluşlarıyla görüşmelerimiz olacaktır.
Dostlukla
Mehmet KARASU
TYS Antakya Temsilcisi
Aalen-Antakya Kültür Derneği Başkanı
SELMA AĞABEYOĞLU’NUN ARDINDAN
SELMA AĞABEYOĞLU’NUN ARDINDAN
2005 Ekim sonu. Halep-İdlip etkinliğinde ilk tanımıştım Selma’yı. Kendinden emin, buyurgan davranışları dikkatimi çekmiş, bir saygı uyandırmıştı benliğimde.
İdlip’te insanların, özellikle çocukların, Türklere karşı ilgisi bizi ve onu çok etkilemişti. Özellikle Arap çocukların büyük uğraşlardan sonra kafalarını uzatıp bizi gözetlemeleri, ardından, “Aaaa… Türkler de bizim gibiymiş!” deyişlerini ona tercümem onu hem çok üzmüş hem güldürmüştü. İki kardeş halkın birbirlerine bu denli yabancılığını hiçbirimiz kabul etmiyorduk.
Her fırsatta not almaları telefonları daha sonra Evrensel’in önemli bir yazarı olduğunu öğrenecektim.
Mücadeleci ruhunda fırtınaları pek saklayamaz, gerektiğinde şimşek gibi çakar gürlerdi.
İdlip’te, akşam yemeğinde, bir şeylere sinirlenip kalkmış; çevrede gezinirken ona eşlik etmiştim. O zaman birbirimize açıldık, tanıdık ve sevdik kızını konuştuk.
Şu an Van’dayım ve aramızdan ayrılışını öğreniyorum. Sol yanımda bir şeyler kopuverdi. Işıklar içinde yat! Ruhun şad olsun
Nebihe KARASU
FİRÛZE
Selma Ağabeyoğlu!…
Nilgün Marmaraya
“Beyim, gül olmaz ki bu mevsimde … ”
A. Erhan
koyaklarda ışık topluyordum. susuyordum
damarlarına nisan akıyordu kentin
yaralı gövdemde bir kuytu
oldum diyordum mermere kalp…
durmadan taş yontuyordum
çığlık sürüyordum dudağıma
sırsız aynalarda…
turna sürüleri… gökyüzünde
alnı dövmeliyi vurmalı
hem dedim o … ah! kanadı yaralı
hem onun suçu ne
gümüş gövdesinde akrep mi ki…
ödünç aldığımız her umut
sığmamış bir çocuklu ömrümüze
bu yüzden, savurduğumuz düşlere
afişler asıldı… gece siyahı…
ağartmıyor lacivert gecemi
firı1zenin rengi
gül döküyorum kanayan yerlerime…
ufukta kırılan dal, oraya bakıyorum
hatıranızı öpüyorum…
yasakmeyve, sayı: 17
Nazım’ın Anısına
İkisi de Selanik’te doğdu
Biri kendi dilinde
Dünyanın en güzel şiirlerini yazdı,
Diğeri bir ulusun direnişinde simgeleşti
İki sarışın
İki mavi gözlü dev,
Bir memleket
Bir insan
Bir kavganın sevdasında,
Bilinçleri ve yürekleri ile dövüştüler
Biri vatansever
Diğeri vatan haini sayıldı ülkesinde,
Şimdi biri yatıyor
Ankara’da mermer mozolesinde
Diğeri yatıyor
Moskova’da çınarsız bir kayanın dibinde…
Uğur Pişmanlık