Mayıs, 2010 Arşivi

TARİHİ MEKANLARDA YAZI ATÖLYESİ

Tarihi Mekânlarda Yazı

Atölyesi

Aalen Antakya Kültür Derneği ve Yaz Yazım Atölyesinin birlikte düzenlediği yazı atölyesinin yeni dönem kayıtları başladı.

Tarihi mekânlarda yapılacak iki haftalık atölye çalışması, yazmaktan keyif alanları bir araya getirecek.

  Antakya’nın eski Affan evlerinde ağırlanacak olan kursiyerler, her gün ayrı bir tarihi mekânda Atölye Yönetmeni Dürsaliye Şahan ile birlikte çalışacaklar.

  Yazı teknikleri ile birlikte pratiklerini de geliştirecek olan kursiyerler; kurgu, monolog, diyalog, karakter yaratma, öykü planlaması ve iyi öykünün formülü, fotoğraf okuma, üslup geliştirme, eleştirel okuma biçimi, metin analizi, yazıda cesaret unsuru gibi başlıkların ele alınacağı derslerde, kendi çalışmalarını da pratiğe dökerek yayınlanabilir hale getirecekler.

  Aalen Antakya Kültür Derneği başkanı Mehmet Karasu; “önceki atölye çalışmalarımızın eseri olan ‘Asi’den Taşan Öyküler’ kitabından da anlaşılacağı gibi uyguladığımız yazı atölyesi programları başarı ile sonuçlanmaktadır. Yazmaya ve okumaya ilgi duyan herkesi ayrım yapmadan atölyemize bekliyoruz. Konaklama ve derslerin ücretsiz olacağı ilk gün katılımcılar programı ve konaklama yerini beğenirse devam edecekler,” açıklamasında bulunarak ilgilenenlerin 0534 686 9969 nolu telefondan, bilgi@yaziatolyesi.org  posta adresinden, www.yaziatolyesi.org sitesinden bilgi edinebileceklerini belirtti.

TYS GENEL BAŞKANI SAYIN ENVER ERCAN’IN AÇIKLAMASI

Değerli arkadaşlar, merhaba

TYS’nin 3 yıldır devam eden ve halen temyizde olan davası ile ilgili olarak, Seyyit Nezir’in son günlerde gerçekleri gizleyerek, çarpıtarak yaptığı kışkırtıcı açıklamalar nedeniyle, yaşanan süreci aydınlatmak için bu mektubu yazmak gereğini duydum.

Seyyit Nezir’in terbiye sınırlarını aşıp, gönderdiği “basın açıklamaları”na iznim olmadan telefon numaramı eklemesi, sanırım onu tanıyanları yadırgatmamıştır. Amacının, başka bir hüneri bulunmadığından, bir bardak suda fırtınalar yaratmaya çalışarak, beni ve başkalarını tartışma ortamına çekip, TYS üzerinden kendini gündeme getirmek olduğu da herkesin malûmu. Kongrelere gelecek yüzü kalmadığından, basın-yayın organları üzerinden kavga etmek istiyor. Read the rest of this entry »

AYLA KUTLU ÖYKÜ ATÖLYESİ’NDE

                                              Yaz Yazım Atölyesinde Ayla Kutlu

      Aalen Antakya Kültür Derneği’nin düzenlediği Yaz Yazım Öykü Atölyesine konuk olarak katılan ünlü yazar, “İlham perisi 19.yüzyılda öldü” dedi.

      Aalen Antakya Kültür Derneği’nin düzenlediği Yazı Atölyesine konuk yazar olarak katılan Ayla Kutlu, yazma teknikleri üzerine önerilerde bulundu.

      Uzun bir çalışmadan sonra Bilgi Yayınevinden çıkan Asi.. Asi romanından sonra dinlenmek için ara veren Kutlu, çalışma stilini soran atölye öğrencilerine; “İlham perisi 19.yüzyılda öldü. Yazmak için öncelikle çok çok okumak, sonra da bıkmadan yeniden yeniden yazmak gerekiyor. İstikrarlı ve azimli olmak gerekiyor” dedi.

      Atölye Yönetmenliğini Dürsaliye Şahan’ın yaptığı, 2009’da başlayan Yaz Yazım Öykü Atölyesinin ilk ürünü olan Asi’den Taşan Öyküler kitabına da değinen yazar öncelikle katılımcıları tek tek kutladıktan sonra kitabı oluşturan öykülere de değindi.

      Atölye öğrencilerinden Süha Kıyak, Yazarın “Zaman da Eskir” kitabından etkilendiğini belirterek “Ayla hanımla sohbet etmek çok hoş ve besleyici oldu” dedi.

      Necla Karataş ise;  “Ayla hanımın iyi bir okuyucusuyum. Ondan çok şey öğrendim. Bizi kırmayarak atölyemize konuk olmasını da minnetle karşılıyorum. ‘Fotoğraf okumayı öğrenin’ cümlesi de benim için çok etkileyiciydi. Umarım tekrar sohbet etme şansımız olur” sözleri ile memnuniyetini dile getirdi.

BİR ŞEHRE YENİDEN BAKMAK

R ŞEHRE YENİDEN BAKMAK

                                                                                                                                           Dr. Ayten Çelebi Kural

Bir şehir eğer doğduğun yer değilse boş sayfalı defterlerle bindiğin taşıt, masum merak ve yabancılık duygusuyla indiğin terminaldir.

Bir göl kenarı, nehrin iki yakası, dağın eteği ya da bozkırlara yayılmış evler, gökdelenler, varoşlar, yollar ve köprülerdir. Zaman bu mekanda hafif bir ürperti ve bastığı yeri yoklayan adımlarla yol alır.. Başlarsın rengini aldığın şehre rengini katmaya. Şehir artık senindir, ortaklaşa yapılmış rengindir.

 Emeğini aldığın halka verdiğin emeğindir. Bakırcılar çarşısında bir kalaycı,Harbiye’de kebapçı, hastanede doktor ya da kapıcı, adliyede bir arzuhalcidir, katiptir. İşçidir, öğretmendir.Nihavent, Kürdili Hicazkar veya Hicaz tellerde eriyip onlarla bir olduğun demdir.Sevgilinin omzuna yaslandığın gecedir. Zaman geçer, değişenler değişir, sen değişirsin, şehir değişir. O şehir artık başka bir şehirdir yahut başka şehirler de o şehirdir. Hepsi bir şehirdir, çünkü içindeki şehir büyümüştür. Senin inşa ettiğin şeyler, kurduğun köprüler sana özgüdür.Kendi mahkemelerin gelişir.

Gittiğin yerlere ipek tüylü kanat gibi götürdüğün o şehirdir. Bir ömrün büyük bir dilimidir.

 Benim için Antakya böyle bir şehirdir.

Hastam, hastanem, şiirim ve öykümdür.

Hüzünlerim ve sevincimdir.

Bir aşkı bin öğeyle yaşadığım şehirdir.Biriktirdiğim her şeydir.zlarımın doğduğu yerdir.Minil evrenimden makro evrene geçişimdir.

Silemeyeceğim şeylerdir. Bir kadının teninde çizdiğim ameliyat yarasını, nice bebeğin topuğuna, ensesine, parmaklarına ilk dokunuşumu silebilir miyim? Dostlarımı, doğrularımı, yanlışımı, siz uyurken nöbetini ve nabzını tuttuğum şehri nasıl silerim…Giderim, yine gelirim…

 Malum dünya düzeninin edilgen bir üyesi ve figüranı değilim artık…Bu şehre gelirken bana bahşettiği göz kulak ve teraziyle geliyorum.Onu artık ürkek bir terminal köşesinden değil, binlerce yıllık insanlık tarihine, insan olmanın gerekleriyle, evrensel değerlere açılmış pencerelerden bakarak görüyorum… Reçetelerden kalemimi kaydırdım, akan diğer kanları da görüyorum…Farklı olmayı seviyorum…Farklılıkları seviyorum…Kendimi bir başkasının yerine koyabiliyorum.His ve düşüncelerimi iletecek bir sesim var…

Referansım sadece akıl, aklı başa koyanlar ve vicdanım.Şiir ve öykü yazarım…

 Zenginim artık hem de çok…