Haziran, 2010 Arşivi
YENİCE BELEDİYESİ ŞİİR YARIŞMASI
T.C.
MERSİN
YENİCE BELEDİYESİ
30 Ağustos -1 Eylül 2010 tarihlerinde düzenlenecek olan Yenice 7. Barış ve Kültür Festivali kapsamında düzenlenen ödüllü 5. Ulusal Şiir Yarışması şartnamesi
Katılma koşulları
1-) Şiir yarışmasının konusu “ BARIŞ İÇERİSİNDE BİRLİKTE YAŞAMA “
2-) Yarışma tüm amatör ve profesyonel şairlere açıktır.
3-) Yarışma serbest vezin dalında yapılacaktır.
4-) Yarışmaya en fazla iki şiirle katılınacaktır.
5-) Şiirler 17 Ağustos 2010 tarihine kadar “ YENİCE BELEDİYESİ ŞİİR YARIŞMASI KOMİSYONU – Yenice Belediyesi – Mersin adresine gönderilecektir.
6-) Katılımcılar yazdıkları şiirleri, ayrı bir zarfa koyup üzerine rumuzlarını yazacaktır.
7-) İkinci zarfa isim, özgeçmiş, varsa mahlas ve rumuzlarını yazıp kapatacaklar ve her iki zarfı üçüncü bir zarfa koyup kapalı bir şekilde belirtilen adrese göndereceklerdir.
Yarışma sonuçları 17 Ağustos 2010 tarihinde dereceye girenlere telefonla ve www.mersinyenice.bel.tr Internet adresimizden kamuoyuna duyurulacak olup, dereceye giremeyenlere yazılı bildirimde bulunulacaktır.
9-) Yarışmada birinci olan şiir sahibi tarafından festival gecesindeki ödül töreninde okunacaktır.
10-) Ödül töreni 1 Eylül 2010 tarihinde festival gecesi halkın huzurunda yapılacaktır.
11-) Dereceye giren şairlerin sadece kendilerinin Yol (otobüsle) , Konaklama ve Yemek giderleri Yenice Belediyesi tarafından karşılanacaktır.
12-) Yarışmaya katılan şiirlerin daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış ve başka bir yarışmaya katılmamış olması gerekmektedir. Daha önce yayınlandığı tespit edilen şiir dereceye girse dahi iptal edildiği kamuoyuna açıklanacaktır.
13-) Şiirler bilgisayar, daktilo veya okunaklı el yazısıyla yazılabilir.
14-) Yarışmacılar şiirlerinde açık isim ve varsa mahlaslarını kullanmayıp rumuz kullanacaklardır.
15-) Katılımcılar isimlerini, açık adreslerini ve telefonlarını mutlaka belirteceklerdir.
16-) Seçici kurul yarışma sonunda açıklanacaktır.
ÖDÜLLER:
BİRİNCİYE: 350 YTL + PLAKET
İKİNCİYE: 250 YTL + PLAKET
ÜÇÜNCÜYE: 150 YTL + PLAKET
İLETİŞİM: 0.324.6513005 – 0.530.4675892 – Tuncay AKDAĞ / Kültür İşleri Şefi
BİR KENTİN ENTELLEKTÜEL BELLEĞİ: KARASU’LAR
BİR KENTTİN ENTELLEKTÜEL BELLEĞİ: KARASU’LAR
İrfan O. Hatipoğlu Mustafa Kemal Üniversitesi
Kentler sanatçıları/yazarları ile birlikte yaşarlar ve anılırlar. Birlikte yaşama ne kadar yoğun olursa saygınlıkları, tarihteki yerlerini almaları o kadar kalıcı olur. Bugün Anadolu’nun birçok noktasında sanatçıları/yazarları ile bütünleşmiş saygın, kültürel zenginliklerini günümüze aktaran tarihi kentler vardır. O kentler ile öğünüyoruz. Öğünmemize karşın günümüzde kentlerimizi sanatçılarından, yazarlarından yoksun durumuna getirmek için çaba harcıyoruz. Bu yüzden kentlerimiz hüzünlü, insanlarımız yaşama sevinçlerini yitirmiş durumdalar. Kentlerimizin kültürsüzleştirilme eylemi, ülke yönetimine taşralı anamalcı politikacıların egemen olması ile başlamıştır. Kentsel ve kişisel zenginlik olarak “para” ölçü alındığından, kentler yağmalanmaya, kişiliksizleştirilmeye özendirildi. Geldiğimiz nokta ise kimliksiz/kişiliksiz, yorgun kentlerde yağmalayanların bile şikâyet ettiği bir ortamda birlikte yaşamaktır. Kentlerin yağmalanma ve kültürsüzleşme süreci devam ederken, buna direnen insanlarda vardır. Bu insanlar bir kır çiçeği gibi bakımları yapılmaz, su verilmez, yalnızca koklanmak için koparılır. Yerel yöneticiler bunlarla yalnızca öğünür, destek vermezler. Kır çiçeklerinin sayıları çok az olmasına karşın, ülkenin değişik kentlerinde açmayı sürdürürler. Yukarıda tanımladığımız kentlerden birisi de Antakya’dır. Antakya tarihsel yaşamı ile bir dünya kentidir. Aynı zamanda uygarlıkların, dinlerin, dillerin ve ırkların kesiştiği bir yerdir. İnanılmaz bir şekilde, 2300 yıllık birikimini hiçe sayarak sıradan bir taşra kenti olmaya doğru gidiyor. Tarihi değerlerini sanatçılarına ve yazarlarına sahip çıkmıyor. Yerel yöneticiler ise yeniden bir dünya kenti olmayı farklı noktalarda arıyorlar. Kentin sanatçılarından, yazarlarından uzak kalma uğraşındalar. Yaşanan bu olumsuzluklara karşın Antakyalı yazarlar, sanatçılar yüreklerinin atışını hızlandırıyorlar. Her gün yeni şeyler üretmenin peşindeler. Bunlar kentlerinin yaşanır, tarihteki yerinin bir üst çizgiye çıkmasında uğraş veren kahramanlardır. Bu kahramanların başında da Nebile-Mehmet Karasu çifti geliyor. Nebile-Mehmet Karasu; Antakyalı emekli öğretmenlerdir. 50 yıldır kentin kültürel yaşamının gelişmesi için uğraş veriyorlar. Yalnızca uğraşları kentin kültürel yaşamının canlı kalması ile sınırlı değildir. Türk kültürünün Ortadoğu’da tanınması için yoğun çaba harcıyorlar. İlerlemiş yaşlarına, kıt maddi olanaklarına karşın önemli çalışmalarda bulunuyorlar. Bunlardan bazıları: Antakya Kültür Derneği Başkanlığı, Yazarlar Sendikası Antakya Temsilciliği. Kentte düzenlenen bir çok panel, sempozyum ve kültürel etkinlik önderliği. Doğu Akdeniz’i kapsayan (Suriye-lazkiye, Antakya, Adana, Mersin) Çukurova Uluslararası kültür şenliği ve ülkemizin ilk sosyalist Milletvekillerinden Dr. Yahya Kanbolat adına düzenlenen öykü yarışması sayılabilir. Ayrıca kentin kültürel zenginliğini arttırmak, entelektüel belleğini korumak adına gazetelerde ve dergilerde yazılar yazıyorlar. Kültür sanat dergisi çıkarıyorlar. Kentte sanatın konuşulur ve tartışılır duruma gelmesi için kurdukları öykü atölyesinde genç yazarların yetişmesine önderlik ediyorlar. Karasu çifti yaptıkları çalışmalar ile Antakya’nın 50 yılık kültürel belleğinde görev almış ve birçoğunun oluşumuna da katkı koymuştur. Hatay’ın anavatana katılışının 70. yılı kutladığımız bir zamanda oluşturulan birikim küçümsenmemelidir. Yerel yöneticiler tarafından Antakya’nın yeniden bir dünya kenti olması için başlatılan çalışmalarda etkin yararlanılmalıdır. Antakya tarihteki konumunu, dünya kültürüne yaptığı katkıya borçludur. 2300 yıl önce Roma Kralları, dönemin ünlü komutanları, din bilginleri ve düşünürleri Antakya’ya gelmelerinin ana nedeni sanatın, düşünce üretiminin en üst düzeyde olmasına borçludur. Yeniden ülkemizin. Ortadoğu’nun düşünce ve sanat merkezi olmasını istiyorsak çıkış noktamız sanatçılarımıza/yazarlarımıza sahip çıkmak olmalıdır. Bunun ilk basamağını da Karasu’lar ve Karasu’lar gibi entelektüel birikimi olan insanları değerlendirmekten geçer. Aslına bakarsanız kentlerin entellektüel birikiminin oluşturulması, geliştirilmesi kişilere bağlı olmamalıdır. Fakat geri kalmış, yağma kültürünün egemen olduğu ülkelerde devlet yazar ve sanatçılardan korkar. Korkunun egemen olduğu yönetim dizgesinde sanatçılar/yazarlar desteklenmez, engellenmeye çalışılır. Bu nedenle “kent yazarları”nın yaptıkları çalışmalar çok önemlidir. Bu çalışmalar yaşadıkları kentin tarihini, kültürel değerlerini saklar ve korurlar. Kentlerimizi gelişen yaşam biçiminden, kişiliksiz ve kimliksizlikten kurtarmak istiyorsak yerel kültür insanları önem verilmelidir. Cumhuriyetimizin 100. yılında kentlerimizi yaşanır, çağdaş bir yapıya kavuşturmak istiyorsak kültür insanlarına değer vermek zorundayız. Kentlerin belleklerini geri kazanmak, entelektüel birikimi yükseltmek için yazar/sanatçılar ile yeni işbirlikleri geliştirmeliyiz. Bu çalışmaların önderliğini de yerel üniversiteler yapmalıdır. Üniversiteler de kültür insanları gibi yaşadıkları kente karşı sorumludurlar. Bunu gerçekleştirmediğimiz sürece de kentlerin entelektüel birikimleri kişilerin belleklerinde kalacaktır.
Basın Duyurusu
İLHAN SELÇUK CUMHURİYET’İN “JAPON GÜLÜ” YAŞAMA VEDA ETTİ…
Kederliyiz…
Cumhuriyet gazetesinin imtiyaz sahibi, “Pencere” köşesinin ve gazetenin başyazarı, tarzı ve düşünceleriyle basın ve yazın tarihimizin önemli simgelerinden biri olan İlhan Selçuk yaşama veda etti…
Selçuk’un ölümüyle Türkiye Yazarlar Sendikası da en yaşlı üyelerinden birini kaybetmiş oldu… Cumhuriyet ailesinin, basın camiasının ve Selçuk’un tüm sevenlerinin başı sağ olsun. İlhan Selçuk için ilk tören 23 Haziran 2010 (Çarşamba) Saat 11.00–15.00 arası Lütfi Kırdar’da yapılacak. Bu törenin ardından Selçuk’un naşı Cumhuriyet gazetesinin Şişli’deki merkezine getirilecek ve buradaki törenin ardından Nevşehir’e hareket edilecek Selçuk’un cenazesi 24 Haziran 2010 (Perşembe) günü Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesinde toprağa verilecek…
Türkiye Yazarlar Sendikası
Atso ve Kagiad’dan Okuma Parkı
İKİ SANAT KALESİ, ATSO VE KAGİAD’A SELAM
Birkaç gündür yine Van’daydık. Bu kez burada kalışımız biraz fazla sürdü. Torun söz konusu olunca zamanın pek önemi olmuyor.Kendisinden biraz uzaklaşınca insan Antakya’nın güzelliklerini daha iyi görüyor. Sanırım bunun nedeni, gittiğimiz her yerde, karşılaştığımız insanların Antakya konusunda yaptıkları olumlu değerlendirmeler. Van’da kiminle karşılaşsam Antakya’nın çok dilli çok kültürlü özelliğinden, birlikte yaşama kültüründen söz ediyor. Tanıdıklarımızın çoğu yakında, özellikle son iki yıl içinde Antakya’ya gitmiş; müzemizi, dizilerin çekildiği tarihi mekanları, Harbiye’yi, Vakıflı’yı anlata anlata bitiremiyorlar.
DR. YAHYA KANBOLAT ÖYKÜ ÖDÜLÜ ÖDÜL TÖRENİ
Poilitikacı, Araştırmacı, Yazar, Bilim Adamı, Eski Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Dr. Yahya Kanbolat’ın anısını yaşatmak amacıyla bu yıl ilki, Uluslararası Çukurova Sanat Günleri kapsamında düzenlenen “Dr. Yahya Kanbolat Öykü Yarışması” ödül töreni 4 Haziran 2010 Cuma günü, Yahya Kanbolat’ın memleketi Reyhanlı’da görkemli bir törenle gerçekleştirildi.Reyhanlı’da yaşamını sürdüren Araştırmacı, Yazar Erhan Palabıyık’ın eşgüdümünde, Reyhanlı Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Şanverdi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen törende Beldiye Başkan Vekili Sayın Şeref Bahadır, Belediye Meclis Üyeleri, Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyeleri, Rahmetli Kanbolat’ın eşi Saadet Kanbolat ile oğlu Ahmet Kanbolat, Türkiye Yazarlar Sendikası Antakya Temsilciliğinin tüm üyeleri, Aalen Antakya Kültür Derneği üyeleri, şairler, yazarlar ve yüzlerce Reyhanlılı sanatsever katıldı.
AKDENİZ’DE İSRAİL TERÖRÜ
İsrail, katliama devam ediyor
2008 yılı, İsrail’in Gazze’ye hava saldırısı ile bitti. 2009 yılı ise, İsrail’in Gazze’ye kara harekatı ile başladı.
Aralarında bebek, çocuk, kadınların bulunduğu 1400 masum sivil yaşamını yitirdi, 2000’e yakın kişi de yaralandı.
31 Mayıs Pazartesi günü tam anlamıyla vahşet diyebileceğimiz iki olayla uyandık.
Birincisi, terör örgütü, uygarlıkların, barış ve hoşgörünün kenti İskenderun’da 6 askerimizi şehit etti bir o kadar da yaralı var. Saldırıyı şiddetle kınıyorum. Şehitlerimize rahmet, yakınlarına, silah arkadaşlarına ve tüm ulusumuza başsağlığı diliyorum. Yaralı askerlerimize de geçmiş olsun diyor, en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmalarını diliyorum
İkincisi, Kıbrıs’tan kalkan “Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” kampanyası kapsamında Filistin’e, Gazze’ye, yardım konvoyu, uluslararası sularda 31 Mayıs 2010 Pazartesi günü sabaha karşı İsrail askerleri tarafından saldırıya uğradı.
Gemiler sadece insani yardım taşıyordu. Helikopterlerden asker indirip gemiye baskın düzenleyen İsrail askerleri, gemi güvertesindeki savunmasız insanlara yaptığı yaylım ateşiyle, 20 civarında barış gönüllüsünün ölümüne ve yüze yakın insanın yaralanmasına neden oldu. Öldürülenlerin milliyeti henüz belli değil. İsrail hükümeti olaylara sıkı ambargo koymuş durumda.
ÜLKEMİZİN GÜNEY KAPISI: REYHANLI
Aalen-Antakya Kültür Derneği olarak Kanbolat ailesi ile birlikte 1. Yahya Kanbolat Öykü Yarışması gerçekleştirdik.
Yarışma ilk kez düzenlenmesine rağmen olağanüstü ilgi gördü.
Yahya Kanbolat ağabeyimizin adını yaşatmayı amaçlayan bu tür bir girişimin içinde olmak bizler için onurlu bir görev.
Günümüzde Yahya Kanbolat gibi insanlar mumla aranmakta.
Paranın tek değer haline geldiği günümüzde insani değerler ya da insana değer veren değerler gittikçe silikleşmeye başlamıştır.
Tüm bu olumsuzluklara karşın, insanlara değer veren insanlar halen varlığını sürdürmekte. Aydınlık Türkiye bu insanlarla kurulacaktır. Bu bakımdan Kanbolat ailesine bir kez daha “sağolun” diyoruz. Read the rest of this entry »
