DOĞA-TARİH VE KÜLTÜR BELDESİ: HARBİYE

 

DOĞA-TARİH VE KÜLTÜR BELDESİ: HARBİYE

 

 

    Geçtiğimiz günlerde birkaç günlüğüne Balıkesir’e gitmiştim. Akşam, internet üzerinden Antakya Gazetesi’ne bakarken bir haberle birden irkildim: Haber düşündürücüydü:“8.5 yıl sonra Harbiye ilk kez vali gördü”

     Oysa, birkaç yıl öncesine kadar tüm resmi konuklar Harbiye’de ağırlanırdı. Tüm resmi davetler Harbiye’de verilirdi. Gerçi şimdi yıkım hazırlıkları var ama konuklar, Hatay Cumhurbaşkanı Sayın Tayfur Sökmen’in ikamet yeri olarak kullandığı Defne Oteli’nde yatırılırdı.

      Birkaç yıl içinde Harbiye’yi nereden nereye getirdik, üzerinde düşünmek gerek, birçok şeyi sorgulamak gerek

   Harbiye/Defne, doğa, tarih ve kültür zenginliği ile turizm bakımından eşsiz bir hazinedir. Dünyada çok az yer Harbiye/Defne kadar uzun ve zengin bir tarihin izlerine sahiptir.  En eski uygarlıkların izleri, anıtları Harbiye/Defne topraklarındadır. Ve Defne hâlâ toprak altındadır.

       1930’lu yıllarda Defne’de kazılar yapılmış ve birçok yapıt gün yüzüne çıkarılmıştı. Gün yüzüne çıkarılan bu yapıtlar, bir sanat mabedi olan Antakya Arkeoloji Müzesi’nin zengin koleksiyonunu oluşturmaktadır. Roma- Bizans dönemine ait olan bu mozaiklerde Mitologya anlam bulmakta, egzotik nice öyküyü kulağımıza fısıldamaktadır.

       Bilinen söylencedir: Zeus’un oğlu Işık Tanrısı Apollon, ırmak kenarında dolaşırken genç ve güzel bir kız görür. Bu eşsiz güzelin adı Daphne’dir. Daphne, Apollon’un içinde  arzular uyandırır, onunla konuşmak ister. Fakat Daphne, Apollon’un içinden geçenleri anlamıştır. Konuşmaya başlar ve kaçar. Apollon, Daphne’yi kovalar. Çapkın Tanrı bir yandan da “Kaçma, seni seviyorum” diye bağırır. Daphne ise Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiği için korkuya kapılır ve kaçmaya devam eder.

      Apollon’a gelince, bu periyi mutlaka yakalamak istemektedir. Aralarındaki mesafe iyice kısalır ve bir an gelir ki Daphne Apollon’un sıcak nefesini saçlarının arasında duyar. Artık kurtuluş olanağının kalmadığını anlayan güzel Daphne birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır: “Ey toprak ana!… Beni ört, beni sakla, beni kurtar.” Bu içten yalvarış üzerine Daphne, organlarının ağırlaştığını, odunlaştığını hisseder. Göğsünü gri bir kabuk bağlar. Kokulu saçları yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzar, ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar. Bir defne ağacı oluverir. Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Daphne’nin ağaç oluşunu üzüntüyle izler, sonra ona sarılır ve sert kabuklar altında hâlâ çarpmakta olan kalbinin sesini duyar.

       “Daphne!” der. Bundan sonra sen Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler, şarkılarda, şiirlerde adımız yan yana geçecek.”

       Eski Yunan ve Roma tanrılarının uğramadan edemedikleri hatta balaylarını geçirdikleri Daphne’yle ilgili birçok söylence vardır: Dünyada ilk güzellik yarışması burad düzenlenmiş, Galetia ile Polifemos, Adonis ile Afrodit arasında geçen aşk öyküleri burada yaşanmış.  

       Harbiye/Daphne, Antakya’nın bir mesire yeri durumundaydı. İS. 44 yılında Olimpiyat oyunlarını düzenlemek hakkını Antakyalılar almışlar ve ilk olimpiyatlar Daphne Olimpiyat Stadı’nda düzenlenmiştir.

       Daphne’nin kuruluşu Antakya’nın kuruluşundan daha eskilere dayanır. Hatta Antakya’dan, “Daphne yakınındaki şehir” diye söz edilirdi.

       Apollon adına adanmış ormanı, çağlayanları, uygun iklim koşulları ve yemyeşil doğası ile ünlenen Daphne, zenginlerin villalarının bulunduğu seçkin bir yerdi. Daphne’ye 60 metre eninde çift sütunlu (dünyanın en uzun çift sütunlu yolu) bir yoldan gidiliyordu.

       Günümüzde Harbiye/Daphne’nin durumu ortada. Burada en büyük görev Harbiyelilere/Daphnelilere ve tabi ki belediyeye düşmektedir. Defne – Apollon Şenlikleri’ni yaşatan başkanımız için bu iş zor olmasa gerek.

      Daha çağdaş, daha yaşanılır bir Harbiye/Daphne dileği ile..

        (Antakya  Gazetesi)

Yorum yaz