I.Defne Festivali

ULUSLARARASI DEFNE FESTİVALİ

 

                                                                   Mehmet Karasu (karasumehmet50@hotmail.com)

     Hafta içinde Antakya çok önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak.

     Hatay Valiliğinin öncülüğünde ilk kez Uluslararası Defne Festivali gerçekleşiyor.

     Kentimizin farklı mekânlarında gerçekleştirilecek çok yönlü etkinliklere yurt içinden ve yurt dışından yüzlerce sanatçı, bilim insanı katılacak.

     Bu, hem kentimizin tanıtımı, hem de önemli bir gelir kaynağımız olan defne bitkisinin hak ettiği yeri alması açısından çok önemli.

       Yeni yeni keşfettiğimiz defne (Laurus nobilis), defnegillerden, genelde 3–7 metre boyunda, her mevsim yeşil kalabilen, güzel kokulu ve yapraklarının kullanım alanı oldukça geniş olan, Akdeniz’e özgü bir ağaç türüdür. Yemeklere lezzet kattığı gibi alternatif tıpta da önemli bir yer tutar. 16. Yüzyılda yaşamış olan Antakyalı ünlü Bilge Hekim Davut El Antaki’nin yapıtlarında bu ağacın yararları ayrıntılı olarak anlatılır. Ayrıca Türkiye’nin tarım ihracatında önemli bir paya sahiptir:

        Çiçek açmış defneden elde edilen defneyaprağı, yemeklerde tat vermek için kullanılmaktadır.

        Defne yağı, defne meyvelerini sıkarak elde edilen, 30°C’de eriyen bir yağdır. %95 yağ asitlerinden ve %5 esansiyel yağlardan oluşur. Yağ, en çok sabun üretiminde kullanılıp, bunun yanı sıra kozmetik sanayisinde cilt nemlendirici olarak kullanılır.

       Şifalı ot olarak romatizma, deri kızarıklıkları ve kulak ağrıları için kullanılır.

       Defne, yaz kış yeşil kalır. Bu özelliği nedeniyle ölümsüzlüğün simgesidir.

       Defne, Apollon’un simgesidir. 

       Öyküyü mutlaka dinlemişsinizdir:

       “Bir gün Apollon, Thessalia’da kıyıları ağaçlarla gölgelenen Peneus ırmağı kenarında, güzel bir kız görür. Bu güzelin adı Daphne’dir.   Apollon, kızı görür görmez ona âşık olur. Daphne ormanların derinliklerinde dolaşmaktan zevk alıyor, ay ışığında yabani hayvanları kovalamak avlamak en büyük eğlencesi idi. Yalnız başına dolaşmayı çok seviyordu. Dahası Daphne hayatı boyunca yalnız yaşamaya yemin etmişti. Erkeklerden nefret ediyordu, bu yüzden evlenmeyi kesinlikle istemiyordu. Fakat Apollon ona delicesine tutulmuş peşini bırakmıyordu. Ormanda karşılaştıklarında Tanrı Apollon güzeller güzeli bu kızla konuşmak istedi, ancak Daphne ondan korkarak dolaşmaya başladı. Apollon ne dediyse onu durmaya ikna edememişti, Daphne korkmuştu bir kere. Yorgun düşene kadar koştu koştu, daha fazla koşacak gücü kalmadığında yere yıkıldı ve toprak anaya yalvarmaya başladı.

        “Ey toprak ana beni ört, beni sakla, kurtar!”

        Toprak ana onun yakarışını duymuştu, az sonra Daphne yorgunluktan ağrıyan bacaklarının sertleştiğini, odunlaşmaya başladığını hissetti. Gri renginde bir kabuk göğsünü kapladı. Güzel kokulu saçları yapraklara dönüştü ve kolları dallar halinde uzandı, küçük ayakları ise kök olup toprağın derinliklerine doğru indi.

       Apollon sevdiği kıza sarılmak isterken bu Defne ağacına çarpınca şaşırdı. O günden sonra Defne ağacı Apollon’un en sevdiği ağaç oldu ve defneyaprakları genç tanrının saçlarının çelengi oldu. Kahramanlara ödül olarak defneyapraklarından yapılma taçlar taktılar.”

      İşte öykünün geçtiği yer Harbiye’dir, Harbiye (Daphne) şelaleleridir.

      Defne-Apollon öyküsü çok sayıda ozana, yazara, müzisyene ilham kaynağı olmuştur.

      Harbiye, tarihi Defne (Daphne) olarak adını tüm dünyaya duyurmuştur. Sadece Hatay’ın değil, Anadolu’muzun en şirin ve en seçkin yerlerinin başında gelmektedir. Konumu itibari ile Türkiye’yi Ortadoğu’yu bağlayan yol üstünde bulunduğundan bu ülkelerden gelen turistlerin hem uğrak yeri hem de konaklama ve eğlence yeri olmakla birlikte, aynı zamanda bölgenin en güzel piknik yeridir. Yeşillik ve bol suları ile adeta cenneti andırır.

      Daphne’nin kuruluşu Antakya’nın kuruluşundan daha eskidir. Antakya’dan söz edilirken, “Daphne’nin yakınındaki şehir” diye söz edilirdi.

       Antakya- Daphne arasındaki tarihi “Daphne Yolu” dünyanın en uzun çift sütunlu yoludur.

        Ve asıl önemlisi Harbiye, Yukarıdver, Gümüşgöze (Yakto) Yeşilpınar (Camusayna) defne bitkisinin anayurdudur. Defne yağının, defne sabununun kaynağı buralardır. 1950’li yıllarda ben henüz ilkokulda iken defne hasat zamanı okulda kazanlar kurulur ve öğrencilere sabunun nasıl imal edildiği gösterilirdi.

     Defne Festivali gibi uluslar arası bu görkemli etkinlikte Daphne’nin mekân olarak yer almaması bence bir eksikliktir. En azından “Defne- Apollon Söylencesi” DSİ Parkı ile birlikte olayın geçtiği yerde, “Daphne’nin gözyaşları” diye nitelendirilen şelalelerde de bir sunum yapılır, gerçek “Defne Yolu’nda (Antakya-Harbiye arası) da bir yürüyüş gerçekleştirilebilirdi.

      Dostlukla!

                                                                                                             (Antakya Gazetesi)

Bir yorum to “I.Defne Festivali”

  • Cengiz diyor ki:

    İyi günler;Hataylı biri olarak ilimizin bu tür faaliyetlere ev sahipliği yapması bizi gururlandırmaktadır.Ancak geçen hafta 24 Askerimizin Şehit verilmesi ve son olarak Van’da yaşanan deprem felaketiyle Ülkemizde yas tutulmaktadır. Bundan dolayı şimdilik bu tür festivallerin iptal edilip festivale harcanacak masrafların Van’daki depremzedelere aktarılması İnsanlık adına hassasiyet gösterilip, yapılmalı.

Yorum yaz