“YANGININ KİMLİĞİ BELLİ”

“YANGININ KİMLİĞİ BELLİ”

“Hayali gönlümde yadigâr kalan
Bir yanım Sıvas’ta yanıyor şimdi
33 yoldaşla bir olup yanan
Bir yanım Sıvas’ta kanıyor şimdi.”

Bundan 17 yıl önce, 2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta, Madımak Oteli’nin kuşatılarak ateşe verilmesi sonucunda aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Hasret Gültekin, Asaf Koçak, Behçet Aysan, Koray Kaya, Menekşe Kaya, Edibe Sulari’nin de bulunduğu 35 can yanarak, dumandan boğularak yaşamını yitirdi.
Yakılarak öldürülenler arasında bulunan Koray Kaya 12, Koray’ın ablası Menekşe ise 16 yaşındaydı.
O güzel insanlar, Sıvas’a türkü söylemeye, semah dönmeye gitmişti. O aydınlık insanlar Sıvas’a gönüller dolusu sevgi, barış, dostluk bırakmaya gitmişti.
“Sivas Katliamı aydınlara yönelik siyasi cinayetler zincirinin bir halkasıdır.
Sıvas katliamı, 2 Temmuz 1993’te birdenbire oluvermiş bir olay değil, Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkarak, yerine şeriat devleti kurmak için bundan 60 yıl önce başlatılan sürecin, oy bezirganlarının desteği ile ulaştığı aşamayı gösteren bir utanç tablosudur.
35 aydın ve sanatçının, gül gibi çocuk ve gençlerin dünyanın gözü önünde yakıldığı, insanım diyen herkesin acılara boğulduğu bu olayda yetkililer ölüm çığlıklarına duyarsız kalmışlardır.
Sabahattin Ali, Vedat Demircioğlu, Doğan Öz, Cavit Orhan Tütengil, Bedrettin Cömert, Ümit Kaftancıoğlu, Ümit Yaşar Doğanay, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Çetin Emeç, Muammer Aksoy, Musa Anter, Uğur Mumcu, Vedat Aydın, İlhan Erdost, Hrant Dink ve daha birçok aydınımız bilinen “karanlık güçleri” tarafından öldürüldü…
Aynı güçler, Sivas Alibaba, Kahramanmaraş ve Çorum’da Alevilerin katledilmesi; Gazi Mahallesi katliamı gibi cinayetler sırasında da iş başındaydı. Bu cinayetlerin sorumlularından hesap sorulmadı, onlar hâlâ aramızda dolaşıyor…”
Ankara DGM’sinin sanıklar hakkında idam kararı verirken dayandıkları gerekçe tüyler ürperticidir: “İnsanlık tarihinde, din adına işlenen böyle bir vahşet görülmemiştir.”
Sivas Katliamının üzerinden 17 yıl geçti. Bu süre içinde katliamda kullanılan tetikçiler cezalandırıldı, ama gerçek failler hâlâ ortaya çıkarılmadı.
Yüzyıllardır her türlü baskı ile susturulmaya çalışılan Alevilerin sesi Sivas katliamı ile de kesilemedi. Alevilerin ulaştığı örgütlenme seviyesi artık Alevilere karşı yeni katliamların yapılmasının önündeki en büyük engeldir.
Sivas Katliamının yapıldığı Madımak Otelinin Müze yapılması gerekir.. Katliamlarla anılan ülkemizin bu utançtan kurtulması, Alevilerden özür dilenmesi ve katliam kültürünün mahkum ettirilmesi için Madımak, mutlaka müze yapılmalıdır. Hükümet, gerekli kamulaştırmayı yapmış fakat geleceğe ilişkini tavrını netleştirmemiştir. Dileğimiz hükümetin işi yokuşa sürmemesi, milyonlarca Aleviden aldığı vergilerin çok küçük bir kısmı ile gerekli düzenlemeyi yaparak, bu utancı sona erdirmesidir.
Sonuç, Sivas katliamı gerek Alevi örgütlenmesinde gerekse Alevilerin bilincinde bir dönüm noktası olmuştur.
Aleviliği yönelik ağır bir kuşatmanın yaşandığı ve saldırıların gündeme geldiği şu günlerde Alevilerin kimlik mücadeleleri için güçlü örgütlülükler yaratması zorunluluğu vardır.
Sıvas’ı unutmadık, unutmayacağız’
Dostlukla
Mehmet KARASU

Yorum yaz